20 Ekim 2019 Pazar

                                                     
 
                YAPTIK| YAPTINIZ 
gelen baharın giden sabahında uyandık gözlerimizde kat kat karanlık bir mahrem gibi bizi sevenleri ağlattık. gelenleri tek tek uğurlarken hak edenlere değil de bizi piç gibi bırakanlara değer verdik.
sebepsiz yere sevmek denilen kavramı iliklerimize kadar yaşarken. önümüze gelene inanıp ağlayacak bir omuz aramaktan başka hiçbir şey yapmadık.gidenleri hep bekledik bizi beklemeyenlere hep umut bağladık. bırakıldık yıkıldık mahvolmanın dibini kadehin dibini fondiplercesine gördük. ulaşamadık ulaşamadıkça daha çok sevdik. bir gün geldi yaşattığı tüm acılara rağmen yokuğunda sığındığımız kadehler gibi onun kucağına ağlayarak yine sığındık. biz yazmadık onlar yazdırdı. güldürenler de onlardı seller sular gibi ağlatanlar da. son nefesimizi verircesine öldürenler de yeni bir çocuğun hayata geldiğinde ağlaması gibi yaşatanlar da onlardı. evlerinin yollarını adım adım bildiklerimiz can yaktılar. izini bir süvari gibi sürerken yüreğim nasıl susuz kaldı bilir misiniz? sevmekten neden hiç geri kalmadık düşündünüz mü ? çünkü acıların işkencesinde çarmağa gerilseniz de işkence bitince yine sevilme ihtimalini düşünerek orada kaldık.

              EĞER Kİ ÖYLE OLURSA...
bir gün yaşlı bir çift göz seni anmayı bırakırsa
o zaman köhne bir kaldırım taşına oturup dertli dertli düşünürşün.

benliğin gökyüzündeki maviliklerle boğuşmayı terkederse
kanatlarını gerebildiğin kadar özgür kalacaksın.

bedenim gece ölmeden o gözyaşlarıyla ıslanmış yatağımdan kalkıyorsa
bil ki hala kalbimde sana kanayan yaralarım vardır.

ayaklarım sana koştuğum kadar yalnızlığa koşsa
senin  ellerini değil onun ızdırabına tutunurdum.

                                  SON ÇIĞRIŞIŞLAR Bunlar yirmi yaşındaki çocuğun son çığrışışları. Belki biri görür diye bir şeyler kara...