8 Nisan 2020 Çarşamba


                                 SON ÇIĞRIŞIŞLAR
Bunlar yirmi yaşındaki çocuğun son çığrışışları. Belki biri görür diye bir şeyler karalamış kuytu köşelere. Bıkmış mesela usanmış her şeyden. Çok konuşmuş zamanında aynalarla anlatmak istemiş içinde tutmamak. Duyan olmamış kapısı hiç çalmamış. Bir çocuk vardı bir zamanlar dolan taşan içinde kanayan yaraları olan. Kimsenin sahip çıkmadığı ,masumiyeti saflığını bol keseden suiistimal edilen. Kendi halinde bir çocuktu gözyaşlarını yastığından başkası görmeyen. Son el uzatışıydı belki hayata umutların arasından birisi gelir de tutar diye. Şarkılarla bezenmiş son yolculuğunu düşlüyordu o çocuk. Kimse kendisinden başka kimse çığrışışlarını duymuyordu. Bunlar yirmi yaşındaki çocuğun son çığrışışlarıydı. Belki hayat durağında birisinin vicdanı kalbine dokunabilmeyi başarır da ona “nasılsın?” diye sorar diye yazıyordu çocuk. Kimsenin istemediği bir çocuktu, kapılardan kovulan iyilikle kimseye yaranamayan bir çocuktu o. Kime el uzatsa elini kıranlar olmuş. Yaşanmışlıklar boğazına alacaklı gibi sarılmış bırakmıyor, ölmeye ramak kalmış çocuk. Kimse de dönüp bir kere yanında olmamış. Sitemi çokmuş çocuğun lakin gel gör ki dert yanacak bir kimsesi bile yokmuş, varsa bile anlatmaya korkacak kadar itilmiş. Adım attığı yere yığılan bir çöp torbası gibi ortada kalakalmış. Duy karşıdaki sen! Bunlar yirmi yaşındaki çocuğun kan çanağı olmuş gözlerinden son çığrışışları belki birisi kapısını çalar da bir “nasılsın?” der diye….

                                  SON ÇIĞRIŞIŞLAR Bunlar yirmi yaşındaki çocuğun son çığrışışları. Belki biri görür diye bir şeyler kara...