27 Ağustos 2018 Pazartesi





















                               NE DERT NE TASA HAYDİ KALK AYAĞA 

Bir gün olur oturur düşünürsünüz. Elinize belki bir kahve alarak yada çayınızı yarı soğuk bir şekilde yudumlayarak. Bimiyorum ki belki de eviniz soğuk karlarla kaplı bir dağın karşısındadır yada şehrin yorgunluğunu taşıyan bir asvaltın dibindesinizdir. Dersiniz ki bu dertler ne ? Ben bunları yaşamak zorunda mıydım ? Sorgulamalar ,sualler sizin için başlamış demektir sonra arkadan bir acı ses duyarsınız isminizle size hitap eden birisi…. Bir şeyleri yanlış yapmışsınızdır belki, bir hata, bir hoş karşılanmayacak davranış onun cefasını çekiyorsunuzdur ? Boşverin hep olacak zaten çünkü insanları mutlu etmek neredeyse imkansız . Hadi geçtim hepsini o arkadan gelecek acı ses vardı ya belki de onu çıkaran bir kimseniz bile yoktur. İnsanoğlunun bitmek bilmeyen dertleri, tasaları, kaygıları vardır. Kimisi aşk acısı çeker, kimsi anne baba yokluğu, kimisi fakirlik, kimisinin de istediği bir eşya alınmamıştır ona dert yanar. İnsanoğluyuz dedim ya herkesin kendine has dertleri olmakla birlikte kimsenin de çözümü bulunmamakta. Ancak dert yanmayı biliriz çözümler bizim için çok uzak gelir. Zordur çünkü elini taşın altına koyup da bir şeyler başarabilmek. Sayfalar dolu kitap okusanız da günlerce bitmek bilmeyen videolar izleseniz de siz istemedikçe hiçbir şey değişime kavuşmayacaktır. Önce insanoğlu gücünün bir farkına varacak daha sonra da bir şeyleri başarmak ve değiştirmek için harakete geçecektir.

Kimi zaman yollarda bulursunuz kendinizi bitmek bilmeyen tükenmeyen yollarda yada parada bulursunuz çözümü,bilmiyorum lakin göz ardı ediyoruz hep ve daima bizi sevenleri bize değer verenleri, sahi gerçekten göz ardı etmeseydik onları, güzel olur muydu bu çetrefilli hayat .

Somut sandığımız her şeyin aslında bir soyut olarak var olduğunu insan daha sonralardan fark ediyor. İçtiğin bir çayı sen somut kabul ediyorsun ama kafanda oluşturduğun çay ona yüklediğin anlam hepsi ama hepsi bir soyutluktan ibaret. Sevdiğin bir kişiyi ele almak istiyorum ,sen ona hayatında bir anlam yüklemeseydin veyahut sevmeseydin ona değer vermeseydin ,hayallerine onu da ortak etmeseydin. O insanın somutluğu senin için bir anlam ifade eder miydi ? Cevap bellidir insan bir şeyleri soyutlaştırarak yaşar ve ona göre hayatını şekillendirir. dertlerde soyut yani bunun farkın varın gerçekte yoklar yok olan bişey tatlı canınızı daha da yakmasın.

Çok da uzun tutmamakla birlikte bir kaç şey daha yazacağım sizi üzecek bir derdiniz yada geçirdiğiniz bir olay adına her ne derseniz… eğer ki varsa sabretmeyi öğrenin ayağa kalkın silkelenin kendinize gelin hayatın son bulmadığını çoğu insanın da bir sürü dert ve tasa ile meşgul olduğunu farkederek yaşayın. Unutmayın derdi olan değil derdine çare bulan güçlüdür. Vaktinizi ona buna dert yanarak ,ah çekerek harcamayın. O nadide vaktinizi dertlerinize bir çözüm bulmakla geçirin. Kendinize yeni olanaklar yaratın. Aslaları hayatınızdan çıkarın. İmkansızlıkları bir kenara bırakın kendinize çıkış yolları var edin. Unutmayın değerli olan sizlersiniz. Kendinizi es geçip yaşadığınız dertlere değer yükleyip onlarla yaşamaya devam etmeyin….
Klasiktir, lakin söyleyeyim BİR GÜN HEPSİ BİTECEK!             











17 Ağustos 2018 Cuma

        YAZIYORUM

Bahar şehrime uğramadan açan çiçekler gibi
Yok olup her zerremden tekrar diriliyorum 
Her bir mücevherin nadide başyapıtı gibi
Günler geçe geçe aşkımızı satır satır yazıyorum.

               KAR GİBİ 

Yazıyorum , şaşkın ve huysuz bir ihtiyar gibi 
Yada deniz başında birasını yudumlayan bahtiyar gibi 
Ellerim üşüyor bilmiyorum kansız mıyım yoksa adsız mı?
Özgür kalmak istiyor ruhum göyüzünde uçan kar gibi.

               SİZ


Küçük bir çocuk köşe başına sinmiş 
Kim bilir acep neden suskun ve dilsiz 
İçini sızlatan beyazı akıp gitmiş 
Onu bu hale siz getirdiniz ancak siz.

  SİGARAMIN DİBİNDEYİM

Deniz ,ucu bucağı olmayan bir cennetim 
Her hüclerimde sesini hapsettiğim hislerim 
Göğe baksam yere baksam bulamıyorum ama 
Adlandıramadım bir türlü yanık sigaramın dibindeyim.

                         



                 UZAKLARA 

Yok olup da gidesim var uzak , bilmediğim diyarlara 
Günahların içinden çıkan kirlenmiş siyahlara 
Sahi göreceğim günler de var mıydı bilmem 
Gidiyorum şimdi her sokağında kaybolduğum uzaklara.

7 Temmuz 2018 Cumartesi

KANAYAN YARA



Bazen çok seversiniz. Ta iliklerinize kadar işlemiştir belki bu sevgi, çaresiz bir hastalığa düşmüş olmanın yorgunluğu vardır üzerinizde. Aşık olursunuz belki dünyayı toz pembe görürsünüz. Her şey normaldir ilk başta güzel bir şekilde vaktinizi geçirirsiniz sonra işler biraz karışmaya başlar aklınız bazı şeylere yorum yapamaz hale gelir. Tartışmalar baş gösterir. sevdiğiniz adam yada kadın bir bakarsınız başka bir varlığa dönüşür de haberiniz olmaz ama yine de çok seversiniz. Hatalarını görmezsiniz… İlişki bir müddet sonra size zarar vermeye başlar gönül bağı ile kurulan ilişki gider yerine bağımlılık ilişkisi yerini alır. Sonra iki taraftan birisi savaşmaktan yorulur ve sevmeyi bırakır. Bir gün karşınıza geçer ve ben artık sana o gözle bakamıyorum ilişkinin başındaki sevgi kalmadı derse naparsınız ? Yıkım sonucu yıkımdır gökyüzündeki siyah bulutlar üzerinize ayrılık yağmurunu boşaltır. Oysa siz onun için elinizden geleni bırakın hayatınızda ne varsa hepsinden fedakarlık yapmışsınızdır. Yeri gelmiştir çok değer verdiğiniz dostunuzu onun için bırakmışsınızdır, yeri gelmiştir canınız gibi sevdiğiniz ailenizi onun için karşınıza almışsınızdır. Bilemem belki intihar bile edilmiştir sevmek uğruna. Sonra ne olacak hadi gelin size ondan bahsedeyim evinizde oturacaksınız aklınıza gelecek hep mesela içtiğiniz çayda okuduğunuz kitapta aklınıza gelecek. Giydiğiniz kıyafetlere bakacaksınız o kollarla bu kıyafetlerime sarılmıştı diyeceksiniz. Ağlamak gelecek içinizden ağlayacaksınız. Son paranızı sigaraya son umudunuzu da gelecek olmasının hayaline verirsiniz. Beklersiniz gerçekten bir mesajını bir selamını beklersiniz. Ne o gelir nede selamı . Gece yarılarında küllüğünüz dolar yalnız tek dolan şey küllüğünüz olmaz asla gözleriniz de dolar. soğuk terler atarsınız attığınız şeylere çığlıklarınız da eklenir , lakin bir onu söküp atamazsınız içinizden. Kimse duymaz feryatlarınızı, kalbiniz yerinden çıkar acır kanar ama sizi kimse duymaz. Gecenin ulu sessizliğinde cama bakıp hüzünlere boğulursunuz. Ölmenin binbir türlü çeşitini tadarsınız. Belki iki gün sonra nasihat edenler bulunur nasihatler iki dakika sürerken onsuzluk bir ömür peşinizi bırakmaz. Onsuz olmanın acısını bir hata ile kapamaya çalışırsınız ağlayacak omuz arasınız , yaslanacak dert yanacak HATA evet bu hata çünkü hayat sizi yalnız başınıza bırakmıştır ve yalnız ayağa kalkmanızı beklemektedir. Yalnız ayağa kalkacak gücü bulamazsınız…Sonra yavaş yavaş azalmaya başlayacak, sen geçtiğini zannedeceksin ama geçmeyecek sadece alışacaksın ve sonra ne olacak biliyor musun ? Bir gün onun ismini duyacaksın kabuk bağlayan yaraların tekrar kanayacak ve sen, sen oturup sızlanacaksın. Böyledir azizim delice sevmek yaş ve cinsiyet ayırt etmez. Yüreğine bir kor gibi düşerse sevdanın ateşi iş orda bitmiştir… Burdan hepinize geçmiş olsun…

                                  SON ÇIĞRIŞIŞLAR Bunlar yirmi yaşındaki çocuğun son çığrışışları. Belki biri görür diye bir şeyler kara...